ulasissendikasi
  İTO İST TİC ODASI TAHDİT TOPLANTI KONUŞMALARI Gn.Bşk.Abdurrahim BARIN 2.Bşk.Murat ERDOĞAN
 
 

 
 

abdurrahim-barin-(custom).jpg

Gn. Bşk.Abdurrahim BARIN 
İ.T.O. İstanbul Ticaret Odası  <<<  TIKLA
Tahdit Konuşmsı
     






2.Bşk. Murat ERDOÄĞN İstanbul Ticaret Oda Konuşması >>>TIKLA 





TAŞIMACILAR COM 
İTO'dan plaka tahdidine tam destek  >>>TIKLA














ULAŞIM GAZETESİ

HABER: ERKAN YILMAZ - CANERİTO bünyesindeki 22. Nolu Şehiriçi Yolcu Taşımacılığı Meslek Komitesi 24 Aralık Çarşamba günü, “Servis Taşımacılığında Plaka Tahdidi” konulu zümre toplantısı düzenledi. 

Açılış konuşmasını İTO Başkanı İbrahim Çağlar’ın yaptığı toplantının
oturum başkanlığını Komite Başkanı aynı zamanda İSTAB Başkanı olan
Ali Bayraktaroğlu yaptı.
Toplantıya Karayolu Düzenleme Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Yılmaz,
İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şerafettin Turan,
İBB Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürü Mustafa Erol,
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Orduhan,
Bahçeşehir Üniversitesi UYGAR Merkezi Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı
Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı,
İSAROD Başkanı Hamza Öztürk,
İS-DER Başkanı Murat Erdoğan,
ULAŞ-İŞ Sendikası Başkanı Abdurrahim Barın,
TTDER Başkanı Sümer Yığcı,
Başkan Yardımcısı Mehmet Öksüz,
Genel Sekreter Nusret Ertürk,
TÖHOB Genel Sekreteri Onur Orhon,
Afyon Kocatepe Üniversitesi Sultandağı Meslek Yüksek Okulu ve Otobüs Kaptanlığı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kemal Karayormuk,
Altur Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahim Albayrak
ile servis sektöründen çok sayıda firma sahibi katıldı.

Firma sahiplerinin ve esnafın  
plaka tahdidi konusunda
belki de ilk defa ortak bir paydada birleştiği toplantıda,
İstanbul’da plaka tahdidi uygulanmasını sağlamak için çalışmalara devam edileceği bildirildi.

  



 

 

 

İTO olarak sizi destekliyoruz 


İTO Başkanı İbrahim Çağlar: Meslek komitelerinin yaptığı zümre toplantılarını çok önemsiyoruz. Çünkü sektörün tüm temsilcileri bir araya geliyor. İstanbul Ticaret Odasının 375 binin üzerinde üyesi var. Türkiye’deki toplam şirket sayısı 1,5 milyon. Üye sayısı olarak baktığınızda dünyanın 5’inci; faaliyetlerine baktığınızda dünyanın en büyük odası.  Bunu sizlerle, sizlerin sayesinde yapıyoruz ve göğsümüzü gere gere çok net bir şekilde icraatları bakımından dünyanın en büyük odası olduğumuzu çok rahat bir biçimde telaffuz edebiliyoruz. Ben de sizlerle birlikte, iki dönem önce İstanbul Ticaret Odası’nda bu komitede görev yaptım. Bizim için çok önemlisiniz. Çünkü en kıymetli varlıklarımızı biz size emanet ediyoruz. Zaman zaman güneş doğmadan gelip kapıdan alıyorsunuz, güneş battıktan sonra çocuklarımızı bize teslim ediyorsunuz. O kadar önemli ki… Evlatlarımızı size teslim edebiliyoruz. Aynı zamanda iş ortaklarımızı size teslim edebiliyoruz. Çalışan arkadaşlarımızı da siz güvenli bir şekilde götürüp getiriyorsunuz. Biz sizi ve bu sektörü önemsiyoruz. 17 bin üyesi olan bu sektör, İstanbul Ticaret Odası’nın hem maddi hem manevi anlamda önem verdiği sektörlerden biri. Yaptığınız çalışmalar için çok teşekkür ediyorum.

Plaka tahdidi çok önemli.
Sektörün bütün temsilcileri bizimle beraber,
duayenleri bizlerle beraber.
Onun için inanıyorum ki ben,
 plaka tahdidi konusunda sektörün beklentisine,
en doğru cevap bugün buradan çıkacak.

Bu meslekte araç standartları şu anda iyi bir yere geldi bunu inkar etmemek lazım. Bunu bizzat yaşıyorum çünkü faaliyetlerinize katılıyorum. Nitelikli kişilerden oluşan komitelerimizin bu konuda çalışmaları var.

Şu anda bir araba alabilen trafiğe çıkıyor.

Herkesin bu işi yapmaması gerekiyor.

Bu işi nitelikli kişilerin yapması gerekiyor.
Sürücü eğitimlerinden araç standartlarına kadar bu işlerin çok önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Plaka tahdidi avantajları neler?
Bir kere müthiş bir rekabet var.

Bu rekabette biz, birbirimizin ayağına kurşun sıkıyoruz
. Ben 100 liraya taşırım 95 lira maliyetim var,
5 liraya da para kazanırım. Bu sefer birisi araç alıyor,

‘ben aracı daha düşük kredi şartları ile temin ettim’ veya
‘benim öz kaynağım vardı ben aracımı aldım’ diyor, piyasaya çıkıyor,
90 liraya taşıyacağını söylüyor.
Benim 95 lira maliyetim var, borçlanmışım yükün altına girmişim…

Dolayısıyla piyasada öldürücü bir rekabet başlıyor.

Sektörleri bitiriyoruz,
oysa bu sektörleri kuvvetlendirmemiz lazım.

Şirketi kuruyoruz, belirli bir yere getiriyoruz.
Birbirimizi yiyoruz, şirketleri batırıyoruz.
Ondan sonra bir global şirket geliyor,
o şirketi satın alıyor, ona teslim ediyoruz.
Sonra, bordrolu olarak onun yanında çalışıyoruz.

Bu nedenle öldürücü rekabetin ortadan kaldırılması lazım. Hizmet kalitesinin artması lazım. Sektörün kalkınması çok önemli. Güvenliğin ve kontrolün sağlanması önemli. 


Büyükşehir belediyesinin rant oluşturur yönündeki endişesi doğrudur, böyle bir rant oluşabilir. Bunun illa ki bir çözümü bulunur.

Ama biz İTO olarak, plaka tahdidinin getirilmesinin yerinde bir karar olacağını düşünüyoruz.

Bunun yapılması, belirli bir standardının oturtulması lazım.
Çok serbest bırakmanın adına demokrasi diyebilirsiniz belki,
bırakın herkes istediği gibi hareket etsin.
Yok, bırakamazsınız.
Bir sistem olacak.
Siz, sistemi kuracaksınız.
Ondan sonra da insanları özgür bırakacaksınız ve diyeceksiniz ki, ‘kardeşim, kusura bakma, burada kurallar budur’

. Evimizde de kurallarımız yok mu, işyerimizde de, STÖ’lerde de kurallarımız var. Ama bu kuralları insanın özgür hareket edebileceği bir şekilde yazarsınız, ondan sonra serbest bırakırsınız. Kurala uymazsa, tercih sizindir.
Dünyanın en demokratik ülkesi olarak Almanya’yı gösteriyorlar. Hayır, değil. Öyle bir kurallar var ki sıkıysa kuralların dışına çıkın, bu benim özgürlük alanım deyin. Başkasının bahçesine bir adım atamazsınız. O kurallara uyacaksınız, kurallara uyduktan sonra serbestsiniz. Biz de bunun kurallarını hep birlikte yazarız.


Büyükşehir Belediyesinin bugün bizlerle olması en büyük avantajımız.
İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ve sizlerin olması öyle.

Ben inanıyorum ki bu sorunu, ortadan bugün kaldırırız.

Hiç değilse sektörün beklentisi yönünde olumlu bir karar çıkartırız.

Büyükşehir belediyemizle çok senkronize çalışıyoruz. Sıkıntılarımız ve taleplerimiz oluyor. Kendilerine iletiyoruz,
ortak akılda buluşup çözüm buluyoruz.
Ben bugün de bu noktada, çözüm bulacağımıza inanıyorum.
2014 yılı sektör olarak çok karlı geçmedi, bunu biliyorum. Rakamları takip ediyorum.
İnşallah, 2015 yılı, daha bereketli daha hayırlı bir yıl olur. Yeni yılınızı kutluyorum.”


 

 

 

Servis sektörü kan kaybediyor


Oturum Başkanı Ali Bayraktaroğlu,
son 5 yılda servis sektörünün her anlamda kan kaybettiğini belirterek “22. komite
17 bin 222 üye ve 35 bin civarında araçtan oluşuyor.
Hepimizin bildiği gibi, İstanbul’da 50 bin civarında servis aracı var.
2 milyon insanın transferini gerçekleştirerek,
İstanbul’un büyük bir açığını kapatıyoruz. Servisçiliğin tarihine baktığımızda
son 5 yılda sektörümüz her anlamda, kan kaybediyor
. Rekabet bugün had safhaya ulaştı. Kimse hayatından memnun değil.
Sektör 3 yıl öncenin fiyatlarıyla hizmet veriyor. Bu suyla bu değirmen artık dönmüyor.
Bu durumdan işverenlerimiz kar ediyor.
Böyle giderse 3-5 yıl içinde ne çalıştıracak tedarikçi ne de iş alacak şirket kalacak. Maalesef yok olup gideceğiz.

Tam da bu sebepten dolayı, bu toplantının adını
plaka tahdidi olarak belirledik.

Türkiye’de neredeyse tüm illerde plaka tahdidi var.

Artık herkes plaka tahdidi ile ilgili müspet düşünmeye başladı. Biz plaka tahdidi ile bu öldürücü rekabetin azalacağına, sektöre bilinçsiz girişlerin biteceğine, korsan servisin önleneceğine, trafiğe ciddi katkısı olacağına ve çocuklarımızın güvenli bir taşıma hizmeti alacağına inanıyoruz.

Bu sayede servisçilerin eski değerlerini ve itibarlarını kazanacaklarına inanıyoruz.
Tabii, alın terleriyle doğru orantılı, hak ettikleri kazanımlarının artacağına inanıyoruz.
Plaka tahdidi olan bütün illerde önce bir kesim istiyor, bir kesim istemiyordu.
İstanbul’da da bu durum yakın zamana kadar böyleydi.
Ona rağmen plaka tahdidi ciddi uğraşlardan sonra, birçok ilde olmuş.

Şu anda bütün oda dernek başkanlarının mutakabatı ile şirketlerin ve esnaf arkadaşlarımızın ortak dili olan,

plaka tahdidinin zorunlu olduğunu
bir kez daha, burada dile getiriyor ve gereğinin yapılması ile ilgili tüm
makamlara sorunumuzu duyurmak istiyorum.

Bundan sonra tüm sektör temsilcileriyle yazılı, sözlü ve hukuki süreçleri hep beraber yürüteceğiz.
Plaka tahdidinin uygulanma metodolojisinin de sağlam zeminlere oturtulması ve hassasiyetle yönetilmesi gerekir.
Bu süreçte içeriden veya başka illerden çeşitli manipülasyonlara, hep beraber sağlam durmamız gerekir.
Ortak akıl ve mutabakatımız ile dile getireceğimiz tüm fikirlerimizin ve isteklerimizin, hepimize hayırlı olmasını diliyorum. 


Bu süreci başlatıyoruz,
daha önce tahdit talepleri olmuş herkes bir tarafa çekmiş

ama bugün artık tahdit konusunda hemfikiriz.

Biz yeni bir belge istemiyoruz. Servis taşımacılığında sınırlandırma istiyoruz,

problemlerimiz gerçekten büyük.
Ulaştırma Bakanlığının bizi desteklemesini istiyoruz.
Artık yolumuz açık.
Esnafın bu haklı mücadelesinde yanındayız.
Eylemleri demokratik olduğu sürece destekleyeceğiz.
 Esnafın emeklilik güvencesini sağlayacağız. 






 

 

 

 



Siz plaka tahdidini daha önce hak ettiniz 


Altur Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahim Albayrak: 1972 model bir araba ile yola çıktım. 1975 yılında Altur firmasını kurdum.  Binek araçlarla birlikte 8 bine yakın aracım var. Size şunu içtenlikle söylüyorum ki iki hafta önce çalışan arkadaşlarımın hakları ile ilgili kendi oğlumla bile tartıştım. Akaryakıt fiyatları yüzde 22 düşmesine rağmen ve kazancımızın aşağı yukarı, tamamen bitmesine rağmen bugünlere kadar çalışanlarımızın fiyatlarından düşüş yapmamak için direndim. Yüzde 22 akaryakıt düştüğü zaman ve yüzde 20 akaryakıta zam geldiği zaman sizler hepiniz bir zam beklentisi içinde olacaksınız. Şoför kardeşlerimi ayakkabısı, gömleği yırtık gördüğüm zaman inanın ki, psikolojim bozuluyor. Gece rüyalarıma giriyor. Ben de sizler gibi geldim. Arabam ile giderken, yolda odun parçası bulsam, alıp arabaya atardım. Akşam yakarım diye düşünen insanlardanım. Bir zeytini 5 sefer ısırıp, yarım ekmek ile 3 tane zeytini yiyen insanlardan birisiyim. Sizin o kadar iyi derdinizi anlıyorum ki

, siz plaka tahdidini,
bugün değil,
dün değil,
yıllar önce hak ettiniz.

Tahditli plakanın çıkmasını canı gönülden istiyorum.
Çünkü para kazanamıyorsunuz, biz de kazanamıyoruz.

Ben burada İbrahim Başkanımdan ricada bulunmak istiyorum: Başkanım, küçük esnaf kardeşimiz paralarını günlerinde alsınlar. Senetlerini, benzin paralarını, evinin kirasını, bakkalının her şeyini bizlerden alacakları paraya göre hesaplıyorlar.

Allah korkusu olmayan bazı esnaf arkadaşlarımız,

küçük esnaf kardeşlerimizin parasını gününde vermedikleri gibi, hiç vermedikleri de oluyor.
Bunu ben yaşadım.

Çalışan arkadaşımızın parası kalmaması lazım. Çünkü, gariban insan 5-6 ay çalışıyor, parasını alamıyor,
o adam utanmadan sokağa çıkıyor.
Hiçbirimiz para kazanamıyoruz, kazanmamız da mümkün değil.

Hangi ihaleye girersek girelim geçen sene vermiş olduğumuz fiyatın daha altına fiyat çıkıyor.

Nasıl kazanacak esnaf arkadaşımız, insanlar bunu düşünüyor mu?

Ben plaka tahdidini tam destekliyorum.
Hepinizle beraberim.
Siz varsanız,
biz varız.
Siz kazanırsanız, biz kazanacağız.
Bunun bilincinde olursak hepimiz kazanacağız.

Servis hizmetleri daha iyi olacak.
Siz evinize gittiğiniz zaman daha mutlu olacaksınız.
En azından evinize gittiğinize
Allah razı olsun diyeceksiniz.
Bizim sizin Allah razı olsun demenize ihtiyacımız var. 

 

 

 



50 bin mutsuz servis işletmecisi var


İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Orduhan: Bu kürsüden yıllarca birçok şey konuşuldu. Servis sektörünün yaşamı ile sorunları ile ilgili binlerce defa sorunlar masaya yatırıldı. Her biri kendi dönemi içerisinde, değerlendirildi ve kendi dönemi içinde neticeye ulaştırılmaya çalışıldı. Dün yaşadığımız sorunların çözümü başka bir şeydi. Bugün yaşadığımız sorunun çözümü başka bir şey. Geldiğimiz nokta itibari ile İstanbul’da 50 binin üzerinde servis aracı var. 50 bin tane de mutsuz servis işletmecisi var. Hiçbirinin mutlu olmadığı, hizmeti alanın da verenin de mutlu olmadığı, işletenin de mutlu olmadığı, bir sektör var. O zaman bu sektörün sorununun köküne inerek öncelikle onu tespit edip bir çözüm üretilmesi gerekir. Yapılan çalışmaların birçoğunda belediyemiz fedakar adımlar attı, uygulamalara pozitif yaklaşımını her defasında, sergiledi, bunun için müteşekkiriz. Artık bu sektörün yaşadığı sorunların ve sürdürülebilir bir faaliyet olarak hayatına devam etmesinin bir tek çözümü kaldı: o da plaka tahdidi uygulamasıdır. Biz bugün sektör paydaşları olarak, plaka tahdidi uygulamasını yürekten destekliyoruz. Bunun olması için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Önünde engeller var, engellerin nedenleri var. Eğer bu engellerin nedenlerini birlikte masada, ortadan kaldırabilirsek, bunun olmaması için hiçbir sebep yok. Bir rant meselesidir konuşuluyor, evet doğru. Bir rant olayı var. Onun yok olması ile ilgili, birçok tedbir var. Bu masada halledilebilir, bunun neticesinde ortaya çıkacak düzenlemenin, bize, bizden sonra çocuklarımıza, Türkiyemize ve İstanbul’umuza faydalı olacağı inancındayız. Plaka tahdidinin bundan sonraki süreçte, İstanbul için hayırlı olacağına, olması ile ilgili tüm gücümüzle çalışacağız. 

 

 

 

Tahdid, haksız rekabeti önleyecek 


Afyon Kocatepe Üniversitesi Sultandağı Meslek Yüksek Okulu ve Otobüs Kaptanlığı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kemal Karayormuk, esnafın diğer illerde uygulanan plaka tahdidini örnek göstererek emekliliğini garanti altına istemesinin kabul edilebilir bir istek olduğunu belirterek, sektörde yaşanan haksız rekabeti önlemenin kuralının, plaka tahdidini uygulamaktan geçtiğini dile getirdi. 


İŞKUR ve kariyer sitelerinde yaptığım araştırmalarda en çok aranan ara eleman dediğimiz meslek grubunun şoförlük olduğunu tespit ettim. Bilimsel bir altyapı ile yola çıktık. Sonra, bölümü açarken YÖK kriterleri devreye girdi. Biz şoförlük bölümü açmak isterken ‘otobüs kaptanlığı bölümü açabilirsiniz’ dediler. Bizim hedefimiz şoför yetiştirmek. Bu kamyon, tır, şehiriçi ve şehirlerarası taşımacılığı kapsıyor. Bu bölüm Afyon Kocatepe Sultandağı Meslek yüksekokulu ile duyuruldu. Geçen yıl İETT’nin Kağıthane’deki simülasyon merkezinde bin şoför eğittik. Trafik psikolojisi ve simülasyonla ilgili eğitimleri verdik. TOF ve TTDER ile iki yıldır eğitimler düzenliyoruz. Orada da bin 500’e yakın şoförün eğitimini sağladık. Bizim öğrencilerimiz mezun olduktan sonra, AFAD’da, Sağlık Bakanlığı’nda ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nde çalışıyorlar. 

Arabistan’da hacıları taşıyan bir şirketten şoför isteği konusunda talep aldık. 


Servis taşımacılığı sektörü ile 5 yıldır yakından ilgileniyorum. Bu sektörü öğrenmeye çalışıyorum. Kentsel yaşamın en önemli göstergelerinden biri rahat ve çabuk trafik akışı. İstanbul için trafik sorunu bitirilmekten çok uzak. İstanbul’da trafik sorunu rahatlatılamaz ama yönetilebilir olmalıdır. Her yeni servisçi trafik yükünü artırıyor. Tahdidi isteyiş sebeplerinizin en temel motivasyonu bu olmalı. Çünkü trafik ilerlemiyor, her gün yeni servis araçları giriyor. Servis taşımacılığı Türkiye’de en kolay yapılan taşımacılık şekli. Emeklisi, köylüsü, kentlisi sektöre giriyor. Hiçbir iş bulamayan şoför oluyor, en büyük sıkıntı bu. Aynı arkadaş biraz parası varsa servisçi oluyor. Kentiçi taşımacılık UKOME’nin nezarethanesinde. UKOME kentlerdeki trafiği düzenleyici bir mekanizma değil mi? UKOME Haliç’te kayık çalıştırılabilir mi,  onun iznini vermeye çalışıyor. Bunun şaka olduğunu biri bize söylemeli! 


Kentiçi ulaşım yasası gerekli.
Makrohedef beş ve üzeri yılda hedeflenmeli. Sorun,  

UKOME ile alınacak kararlar ile yönetilemeyecek kadar büyümüş durumda.
Bizim makrohedefimiz kentiçi ulaşım yasası ile kendimizi bir yasa çatısına almak olmalıdır.

Mikro hedef: plaka tahdidi.
Adam 50 dönümlük arazisini satıyor. 25 bin lira para yapıyor. 25 bin lira peşin koyup servis alıyor İstanbul’da.

Türkiye’de farklı şehirlerde tahdit var.
İstanbul’da niye yok?

Bu soruyu sormak lazım. İstanbul’da çok büyük rant varmış.

Siyasi otoritenin plakayı vermesi için yapılması gerekenler var
. Dik durmalıyız. Otorite, ortaya çıkacak rantı doğru dağıtmalı.

Esnaf diyor ki biz bu kadar emek verdik ve emekliliğimi garanti altına almak istiyorum. Haklı mı,

diğer illerde verildiyse haklı.

Biz Avrupa Birliği müktesebatı ile birlikte şoför bulmada çok zorlu koşullar ile karşılaşacağız. Şu an zaten şoför bulamıyoruz. Bu açıdan sektörü de zor günler bekliyor.


Sektörde, parasını alamayan insanlar var. Neden mesleğe giriş koşulları belli değil. Herkes servisçi.
Bunun koltuk sayısı, araba sayısı, yaşı, vs. Karayolu Taşıma Kanunu’nda olduğu gibi, bu kriterlerin belirlenmesi lazım. Abdürrahim Bey 8 bin arabasının olduğunu söyledi, 8 arabası olanla 8 bin arabası olan arasında fark var mı? Hiçbir fark yok. Ben bu kadar yatırım yapmışım, sen 8 araba ile beni tehdit ediyorsun.

Haksız rekabetin önlenmesi gerekiyor.
Tahdit bunun yollarından birisi olabilir.
Ama kısa vadeli bir çözüm olacaktır. Tahdit ile ilgili, iyi bir hazırlık, rekabet kurallarının oluşturulması,

işletmecilerin ve esnaf arkadaşların isteklerinin bir araya getirilmesi gerekiyor.

Hükümetimiz servislerin kaldırılacağı sinyalini gönderiyor. Ben personel noktasında hafif raylı sistemlerin faaliyete geçmesi ile belki bir şeyler olacağını düşünüyorum ama 3 vardiya çalışan fabrika var. Bunun servisini nasıl kaldıracaksın? Okul servislerinin kaldırılmasıda mümkün değil,

sen servisi kaldırırsan herkes çocuğunu arabası ile götürür.” 

 

 

 

Sizlere çok üzülüyorum 


Bahçeşehir Üniversitesi UYGAR Merkezi Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, servis taşımacılığının büyük bir sektör olduğunu, gerekli altyapısı oluşturulduktan sonra plaka tahdidinin uygulanabileceğini söyledi. 


Bizim katlanılabilir bir ulaşım oluşturmamız lazım. Yani ben 40 km’yi bir saatte alıyorsam bu katlanılabilir demektir. İETT metrobüste 500 araç ile 1 milyon yolcu taşıyor. Öbür tarafta her 10 aracın 8’inde tek sürücü var. 50 bin araç var 2 milyon 400 bin yolcu taşıyor. Bunu metrobüsle karşılaştıralım orada 500 araç 1 milyon kişi taşıyor. Burada bir yanlışlık var. Servis taşımacılığının artılarını ve eksilerini bir araya getirip bakmalıyız. 50 bin araçlık bir sektör. Sektöre diyorum ki bir teknik çalışma yapalım, 50 bin aracın 25 bininin köprüden boş geçmesini anlayamıyorum. 50 bin oradan getiriyoruz, 25 binini boş geçiriyoruz. Bu 50 bin araca bir formül bulmamız lazım. 


Benim çok önemli bir hedefim var. Bunu Başbakan ile Ulaştırma Bakanı ile paylaşıyorum. Toplu ulaşımı bir bütün içinde ele alalım. Bunun için de özel halk otobüsü var, İETT var. Bir bütün içinde yönetelim, servis araçları da bunun içinde olsun.

Size o kadar üzülüyorum ki, 4 saat çalışıyorsunuz, 20 saat yatıyor araç.

Yer bulamıyorsunuz haklı olarak. Bir şeridi kapatıyorsunuz. Araç geçemiyor.

Siz büyük bir sektörsünüz, sizi mağdur etmek asla olamaz.

Bugünkü servis araçlarının mevcut toplu ulaşım sisteminde, geleceğe yönelik nasıl planlayabiliriz?

Servis araçlarını yolların durumuna göre nasıl azaltabiliriz? Deniz ile nasıl bütünleştirebiliriz? Bunu teknik yönden bulalım, yasal düzenlemesi ile destek verelim. Zaten bunu yaptıktan sonra biz plaka tahdidini getirmezsek, geri kaçırırız. O zaman bu kadar emeği ver, serbest bırak; var mı böyle bir şey?
İstanbul’da niye plaka tahdidi vermediler?
İstanbul’da anormal trafik sorunu var.
Gerekli altyapısı oluşturulduktan sonra plaka tahdidinin uygulanacağını düşünüyorum.


 

 

 
Trafik sıkışıklığını çözmez 


Karayolu Düzenleme Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Yılmaz ise bakanlık olarak plaka tahdidine karşı olmadıklarını bunun altyapısının çok iyi düşünülmesi gerektiğini belirterek, olası bir plaka tahdidinin de İstanbul’daki trafik sıkışıklığını ortadan kaldırmayacağını söyledi. 


Tahdide kesinlikle karşı olduğumuzu da söylemedik.

Plaka tahdidi olması durumunda, rekabetin azaltılacağı, bilinçsiz girişlerin önleneceği, korsanın önleneceği, güvenli taşımacılık ve mesleğin eski itibarına döneceği ortak görüşü çıktı. Bakanlık olarak biz plaka tahdidi uygulamasına karşı değiliz.

Ama buna geçmeden önce yasal altyapıyı oluşturalım. Bunun tanıtımını yapalım, bu hangi mevzuata göre dağıtılacaksa, tahsis edilecekse kurallarını belirleyelim. Ona göre de gerekirse plakaları dağıtalım. Tahdidi eğer kabul ederseniz Türkiye genelinde her belediye kendine göre bir sistem oluşturacak ve bunun içinden artılar eksiler çıkacak. Bunu yetki belgesine oturttuğunuz zaman ülke geneline yönelik bir sistemdir. Kontrolü kolaydır ve haksızlığa uğrayan insan sayısı daha az olur.

Tahditli plaka yerine yetki belgesi daha mı uygun olur? Bunun da kuralları olur.
Gerektiği zaman onu da kısarsınız. Sektör yanlış yöne gidiyorsa bunun için de tahdide gerek yok, yetki belgesi lisans sistemi bizce daha uygun ve yasal bazda yürütmek zorunda kalırsınız. Her belediye ya da her idare, kendi başına hareket etmemiş olur.


Plaka tahdidi nedir? Bunun tanımını bile yapmadık doğru dürüst. Plaka tahdidi bugün neye göre alınıyor, veriliyor. Belediyeler 1986 yılında çıkmış olan 10 bin 553 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre bu plakaların tahsisini yapıyor. Tespitini yapıyor, tahsis ediyor ve geri alınmaları dağıtılması bunlarla ilgili usul ve esasları belirlemiş. Bu mevzuata baktığımızda günün çok gerisinde kaldığını görüyoruz. 2918 sayılı kanunun 12. maddesi kapsamında çıkartılmış olan bu Bakanlar Kurulu kararı, bugün için artık 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir, 5393 sayılı Belediye Kanunu mevzuatlar çıkmış olmasına rağmen, hiçbir düzenleme yapılmadan varlığını sürdürüyor. Biz tahditli plaka uygulamasına geçtiğimiz andan itibaren, bunu ülke genelinde bir politika olarak kabul ettiğimiz zaman, neye göre yöneteceğiz. Bu karar bizim için yeterli olacak mı? Bunun altyapısını yapmadan buraya geçmememiz gerektiğini düşünüyorum.

Plaka tahdidi şehirlerdeki trafik sıkışıklığının önüne geçilmesi konusunda bir çare değildir veya çare olarak görülemez. Servisleri biz tahditli yaparsak bu sıkışıklığa çok mu önemli bir yarar sağlayacağız? Ben bu konuya hemen olsun diyemeyeceğim. Plaka tahdidine geçmeden önce yapılması gerekenleri iyi analiz etmemiz lazım. Kurallarını belirlemeden bu işin altına girersek altından kalkamayız. Konuşmacıların söylediğine göre, meslek, eski saygınlığını kazanacak deniyor.

Plaka tahdidi uyguladığımız zaman; bu plakayı elde eden bir vatandaşımız 20-30 sene bu işi yaptıktan sonra tekrar oğluna bunu verecek mi, oğlu ise üniversite okumuş, iktisat işletme dallarında eğitim görmüş, elinde plaka var, bu plakayı bir şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Peki, bu plaka, yine mühendis olan oğluna geçip de faaliyetini devam ettirecek mi? Bunu yaparsa doğru mudur?
Mesleği saygınlığına kazandırmak demek bu mesleği gerçekten, geçim amacı ile tercih eden insan demektir.
Eğer geçimini sağlamak amacı ile bir insan bunu yapmıyorsa, o zaman işin içine rant denen olay ortaya girer.

Bugün belirli sayıda olan bir aracı ele aldığımızda bunun tahditli plakalara dönüştürdüğünüzde, elde edilecek rantın hesabı nedir, yıllara dönük hesabı tutulabilecek mi; bu da önemli. Otobüs kaptanlığı bölümleri gibi bölümlere ağırlık verirsek, sürücülerimizden başlamak üzere, gerçekten mesleki itibarı koruyacak sürücüler yetiştirebilirsek; şehirlerarası otobüslerimizde, şehiriçi otobüslerimizde bu işi yapan kaliteli meslek erbabı sürücü yetiştirebilirsek, bu bizim için daha önemli. Kaliteyi artırırsak rekabet kendiliğinden gelecektir. Toplu ulaşım yasası gibi yasaların çıkartılması gerekir.
Servislerin de mevcut durumunu iyi analiz etmesi lazım.
Servisler toplu ulaşımın içerisinde midir yoksa kendine has, ayrı bir özelliği mi var? Bunu da bilmemiz gerekir.
Servis araçları hizmete yöneliktir. Servis araçlarını, toplu ulaşımın dışında tutmamız lazım. 

 

 

 

Yönetmelikler birbiri ile çatışıyor


İstanbul Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şerafettin Turan,
5 bin okul ile 3 milyon öğrenciye hizmet üretmeye çalıştıklarını belirtti, okul servisleri ile ilgili mevzuat karışıklığının olduğunu söyledi. 

5 bin okulla 120 bin öğretmenle 3 milyona yakın öğrencimize, paydaşlarımızla birlikte hizmet üretmeye çalışıyoruz.

Okul servisleri ile çok ciddi mevzuat karışıklığı var.
Şu anda üç dört yönetmelik var,
UKOME kararları var; bazı yönetmelikler birbiri ile bazı maddelerde çatışıyor.
Ciddi bir sadeleştirme ve yeni bir mevzuat hazırlanmasına ihtiyaç var.

Belki de okul servislerinin diğer personel taşımacılığından ayrılması ve okul servisleri ile ilgili bir mevzuat hazırlanması gerekiyor. Bütün karışıklığın giderilmesi için okul servislerinin personel servislerinin mevzuatının ayrılması ve

UKOME ile okul aile birliğinin belki sözleşmeyi birlikte hazırlaması ve
sözleşme yaptıktan sonra UKOME’nin o yetkiyi vermesini okul müdürlerimiz talep ediyorlar.

Sözleşmenin yapılmaması, servislerin kontrolünü zorlaştırıyor
Milli Eğitim Bakanlığı olarak milli eğitim yöneticilerinin servisleri denetleyememesi ayrı bir problem. 


Çünkü veli servisle yaşadığı problemi Milli Eğitim Bakanlığına, İl Mili Eğitim Müdürlüğüne, okul aile birliğine, Başbakanlığa bildiriyor. Başbakanlık tekrar İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yönlendiriliyor. Şikayetlerle ilgili Milli Eğitim bir şey yapamıyor, çünkü denetim noktası yok. Biz, Milli Eğitim olarak, işin denetim noktasında olmak ve sorumluluk almak istiyoruz.


Bazı servis araç sahibi okul aile yetkilisini muhatap kabul etmiyor.
Bazı okullarda bu problem yaşanmıyor. Rehber personel çalıştırılıp çalıştırılmadığı da denetlenemiyor, yaşanan bir kaza sonrasında orada rehber var mı bilemiyoruz. Detaylarda hepimizin dikkatli olması gerekiyor.

Özel okul servislerinde özellikle zorunlu olduğu hallerde hostes olmadığı ve öğrenci için rampa bulunmadığı bunun da okul müdürü tarafından denetlenemediği görülüyor.
Ayrıca servis araçları ile öğrencilerin çok fazla dolaştırıldığı şikayetini alıyoruz.
Okul Servis Araçları Yönetmenliği ile 7 maddesi ile Okul Aile Birliği Yönetmeliği’nin 6’ıncı maddesinin h bendi birbiri ile çelişen bir madde olarak ortaya çıkıyor. 


Okul aile birliğince serbest rekabet ortamında adil şeffaf bir şekilde sözleşme yapılmasının önünün açılmasını istiyoruz. Bu çelişki ve belirsizliğin giderilmesi için okul ve personel servisleri içinde ayrıma gidilmesi bütün problemlerin çözümü için büyük önem taşıyor
. Milli Eğitim Müdürlüğü olarak İTO ve esnaf odası ile hostes ve şoförlere yönelik bir eğitim düzenleyerek sertifika vermeye yönelik bir çalışma yapabiliriz.

Biz okul servisleri konusunda

il milli eğitim müdürlüğü olarak plaka tahdidi noktasında

öğrencilerin güvenliğini sağlayan, servislerin standartlarını yükselten milli eğitimin denetimin içinde olan bütün tekliflere açığız ve destekliyoruz. 

 

 

 

Artık herkes bir sıkıntı olduğunu kabul etti 


İSAROD Başkanı Hamza Öztürk,

yıllardan beri plaka tahdidi istediklerini gelinen noktada,

oda olarak yaptıkları  
*eylemlerin
bugün plaka tahdidi istediğinde etkili olduğunu belirtti


Sektörümüzün bileşenleri olarak bir aradayız. Yaklaşık beş yıldır esnaf odasında esnaf temsilciği yapıyorum. Hepimiz, bir sıkıntının var olduğunu kabul ettiğimizi çok net olarak görüyoruz. Esnafımızın çok sıkıntısı var.

Yıllardan beri plaka tahdidi dedik.

Biz plaka tahdidin rant olsun diye istemediğimizi defalarca dile getirdik.

Plaka tahdidi esnafın sosyal güvencesidir, bunun için istiyoruz. Esnafımızın her türlü sosyal güvencesi olsun istiyoruz

. Plaka tahdidi olursa İstanbul trafiğine katkı getirmez denildi.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin bir toplantısında, her yıl 125 km çift yönlü yol yapmak gerektiği dile getirildi. 2013 yılının

11 Mayısı’nda 10 bin kişinin katıldığı eylem yaptık ama bunun zararını
3 Mart 2014’te yaptığımız eylemde gördük.
Katılım yarı yarıya düştü

çünkü inandırıcılığımızı kaybettik.

Bu arada 5 bin haybecinin aramıza katıldığını gördük.
Yani plaka tahdidi olursa kolay para kazanırız diyen 5 bin insan servis sektörüne girdi.
3 bini aşkını da esnaf odamıza üye oldu.

30 Mart Büyükşehir Belediyesi seçimleri öncesinde Kadir Topbaş, ‘sorunların çözümü noktasında her türlü çalışmaya varız ama plaka tahdidinde konusunda şu an düşüncemiz yok’ dedi.

Gerekçesi ise bu beş bin kişiydi.

Biz plaka tahdidini daha çok istiyoruz ve esnaf olarak İTO’ya her türlü desteği vermeye hazırız.

Biz plaka tahdidinin taleplerimiz hızlandırdıktan sonra yaklaşık 5 bin araba 7 metre araçların uzunluğu 35 km yol yapmak gerekiyor. Onun için trafiğe katkımız var. İstanbulluya katkımız var. Bunları unutmamak gerekiyor. Büyükşehir güzel çalışmalar yapıyor, İTO bir şeyler yapma gayretinde ama şimdi emeklisi, polisi, iş bulamayanı birçok insan bu işe talipli. İşin kalitesi düştü.
İnsana hizmet de kalite ile olacağı için plaka tahdidi istiyoruz. Sayılı ve seçili bir esnaf topluluğu istiyoruz,

*şirket-esnaf ayrımı yapmıyoruz.

Ne esnafsız şirket topluluğu ne şirketsiz esnaf topluluğu olur.
Biz etle tırnak gibiyiz.

Sayın Hüseyin Yılmaz’ı çok seviyoruz.
Ancak biz artık belge istemiyoruz. 42 belge ile uğraşıyoruz. Ne olur bize ‘belge’ demeyin artık.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinden, bir çalışma ruhsatı istiyoruz. Bunun çözdüğümüz an korsanla mücadeleyi de başarmış olacağımıza inanıyoruz.


Biz servisler kaldırılacak cümlesinden sonra, Ankara’da toplantı yaptık. Sayın Başbakanımıza, Nurettin Canikli’ye, Hayrettin Yazıcı’ya sıkıntılarımızla alakalı dosyayı verdik. Bunun sonucunda da servis araçları çalışma grubunu oluşturduk. Türkiye’deki farklı uygulamaların, ortadan kaldırılması ile alakalı bir çalışma yapıyoruz. Korsan yasası ile ilgili olarak; bir arabanın ruhsatı yoksa, bir miktar ceza kesilsin, işin ciddiyeti ortadan kalkmasın. Yol belgesini alan kişi de daha önce muayenede olduğu gibi Emniyet Müdürlüğünden belgeyi çıkartsın.
Okullara hizmet etmekten gurur duyuyoruz. Geçen hafta servislerle alakalı Ulaştırma Bakanlığı’na da Milli Eğitim Bakanlığı’na da taleplerimizi ilettik.
Birtakım sendikalar konuşmalarımızdan rahatsız oldu.
Bizim amacımız kimseleri rahatsız etmek değil, en iyi hizmeti hem okullarımıza hem öğrencilerimize vermektir. 

 

 

 


Yasa uygulansın diyor ama…


Ulaş İş Sendikası Başkanı Abdurrahim Barın da,

*plaka tahdidin sektörün hakkı olduğunu söyledi.


16 yıldır esnaf olarak çalışıyorum ama koltuğu olmayan tek başkan benim herhalde.
Koltuğumuz şoför koltuğu.

2009’dan beri 82 makamla görüştük, hepsiyle de konuları paylaştık.
Herkesin ortak söylemi:
-tabiî, yasa uygulansın.

Laf uçar belge kalır.
Biz bunları belgelendirdik
bunlardan bir tanesi İstanbul büyükşehir Belediyesi’nin bilirkişi raporu;
‘Bu yasa uygulanmalı’ diyor.

Uygulanmadığı için iki sorun tespit ediyor;
pahalı taşınıyor,
araç sayısı artıyor.

İkincisi Danıştay 8 Dairenin kararı;
‘yasa uygulanmalı’diyor.

İçişleri Bakanlığı;
bu yasa uygulanmalı’ diyor.
Hukuk devleti isek o zaman kim buna karşı çıkıyor?

4 belgeye göre bu iş olacak deniliyor.

2009’da bu kürsüden konuşmuştuk bu yasa uygulanmalı demiştik.

Karşı olanın bunu bilimsel verilerle ortaya koyması gerekir.

Konu siyasi hale gelmiştir ve çözüm oradadır.

Belgelerle bu iş yapılmalı deniliyorsa, siyasi olarak çözülmeli.

Şu an 56 bin servis var 18 bin taksici, 9 bin minibüsü ve 450 tane dolmuş var,

Adalar’daki faytonlar var,

hepsi plakalı;

pazardaki tezgahlar buna dahil.

Belgelerle ortaya koymuşuz,
var olan kanunlar her taşımacılar için geçerli.

Birlik olmak kaderden başka her şeyi değiştirir.

Esnaf olarak, şirketler, ticaret odası… hepimiz, bu talebi yapıyorsak

siyasilerin de bu iş olur demesi gerekiyor.   

 

 

 



Tahdid için zaman gerekiyor 


İBB Toplu Ulaşım Daire Başkanı Mustafa Erol,
servis taşımacılığında kalitenin artırılması için
plaka tahdidinin gerekli olup olmadığına
yapılacak çalışmalardan sonra karar verilebileceğin dile getirdi. 
 

Tahdit konusunu bir tabana oturtmamız gerekiyor.
Bu konu 2 yıl önce geldi. Bu süre içerisinde, İTO yetkilileri, esnaf odasından yapılan katılımlarla, hemen hemen 8 ay hiç kesintisiz bir hafta aralıklarla, tahdit ile ilgili sorunu ve servisçilerimizin sorunlarını görüştük.

Siz yaklaşım olarak, ‘tahdit istiyoruz’ diyorsunuz.

Bu bize göre şu an, çözüm. Bu neyin çözümü, o zaman ortada sorunlar var. Bu sorunları ortaya koyduk.
İlk etapta önümüze gelen 30 tane sorun vardı.
Toplantılar başladığında bu sorunların 22’ye düştüğünü gördük.
Bu sorunları çözdüğümüzde tahdit hakikaten gerekli mi değil mi, ona bakmamız gerekirdi.
Bu sorunlar içerisinde, en başta gelen servisçilerin dile getirildiği, kendi aralarında personelin paralarını almayışı,
yeni katılacakların disiplin altına alınması, yetki belgelerinin verilmesi ile ilgili kuralların konulması,
disiplin ile ilgili cezai sistemlerin gündeme getirilmesi ve uygulamaya konulması yer alıyordu.

Nihai olarak Milli Eğitim Müdürlüğü’müzden Sayın Valiliğimizin desteği ile bunu UKOME’ye taşıdık.
Tahdit olayını biz de inceledik,
diğer büyükşehirlerimizin, tahdit ile ilgili sorunlarını da dinledik.
Ankara’ya gittik,
Bakanlık nezdinde toplantılar yaptık.
Bu toplantılarda, sorunların başında hız yapılması çıktı. Neden hız yapıyorlar?

Tahdit sahibi kardeşlerimiz, bir okuldan bir okula yetişmek için hız yapıyorlar.
Veliler de bu hızdan çok rahatsız.

Servisçi oda başkanımız,

o toplantıda ‘biz tahdit aldık,
sektöre başka giriş imkanı yoktur.
Bu taşımayı biz yaparız
, yetkili biziz.
Dolayısıyla bundan sonra mesai saatlerinin düzenlenmesini bize uyduracaksınız’ dedi.

Bakın böyle bir sonuç çıkıyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi bununla uğraşıyor.
Biz benzer şeylerle yüz yüze gelmemek için sorunları çöze çöze gidelim.

Tahdit ile ilgili ilk yaklaşım sizin ilk etapta duyacağınız bir cevap değil.
Bunun çalışmasını biz notlarımıza aldık.
Korsan taşımacıların önlenmesi, servisle ilgili disiplin ve cezaların artırılması,
bununla ilgili komisyonların çalışmasının aktif hale getirilmesi konularına açığız.
Hakikaten kaliteyi yükseltmek ve servislerde bu sıkıntıları düzenlenmek için,
bunun gerekliliğine o zaman karar verebiliriz.
Zümre çalışmasından çıkacak sorunlar,
teklifler her halükarda, bizi UKOME’ye taşıyacak.
Alt komisyonlar kurup bunları çalışmaya hazırız. 

 

 

 

Sektör bu toplantıdan yararlı çıkacak 


İSDER Başkanı Murat Erdoğan,
plaka tahdidi için herkesin ortak çağrıda bulunmasının sektöre ilerleyen yıllarda fayda sağlayacağını vurguladı.


Plaka tahdidi, sektörün önümüzdeki yıllarda yaşayacağı en büyük kazanç,
şu an hepimiz aynı şeyi telaffuz ediyoruz.
Veliler bizim hakkımızı vermemek için direniyorlar.
Bizim 210 liralık liste fiyatımız var. Biz 100 liraya, 80 liraya talebe taşıyoruz.
3 ay para ödememiş, telefonla ulaşıyoruz veliye ‘Allah belanızı versin’ diyor. Var mı böyle bir şey, arkadaşlar.

Mesleğimiz yerlerde sürünüyor. Kendini büyük zanneden düşük düşünen firmalar,
düşük ölçekli firmalar ve esnafa yapılan zulüm bizi bu hale getirdi

Aklımız başımıza geldi, bir araya geldik.

TUHİM yetkilileri de bizi anladı.

Onlarla yaptığımız toplantıda plaka tahdidi olmazsa olmaz dedik

. Şu trafikte 5 bin aracın ikinci vites ile gittiğini,

bunu bir süre devam ettirdiğini,

servislere çıkmadığını düşünün ne olacak?

Biz zaten cezamızı almışız;

‘İstanbul’da plaka uygulanmıyor zaten’ der geçeriz. 




 
  Bugün 19913 ziyaretçi (31051 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=